HomeKampüsİstanbul’un hikayesi ve genç gazeteci

İstanbul’un hikayesi ve genç gazeteci

2700 yıldır dünya kenti olan İstanbul’un hikayesi Küçükçekmece’deki Yarımburgaz mağaralarında başladı, hiç durmadan devam etti. Bu kent bugün yaklaşık olarak 15 milyonu geçen nüfusuyla hikayesinin geri kalanını yaşamaya devam ediyor. İstanbul öyle bir kent ki her semti başka bir tarihi, başka bir kültürü, başka bir yaşam biçimini yansıtıyor. İstanbul’un her bir semtinin apayrı hikayeleri ve geçmişleri var.

İstanbul’u bazı semtlerin isimlerinin bile bir hikayesi var. Örneğin Cibali, bu semt adını Cebe Ali Bey isimli komutandan alıyor. Tabii ki isim zamanla değişime uğruyor ve en son Cibali halini alıyor.

Balkonlar bizim limanımız

Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin bir konuğu vardı. Arkeolog, yazar, yayıncı Mine Soysal, İstanbul’a bir habercinin nasıl bakması gerektiğini kendine özgü üslubu ile anlattı. Soysal, her şehrin bir öyküsü olduğunu, evlerin balkonlarının kentlerin limanları gibi olduğunu söylüyor.

“Balkonlar dış hayata açılıp geri kaçtığımız korunaklı limanlar gibidir. Dışarı açıktır ama aslında bize aittir. Kendi hayatımızı sürdürebildiğimiz, kendimizi güvende hissedebildiğimiz ama aynı zamanda gelip geçen komşuyla da, hayvanla da bir şekilde iletişim kurabildiğimiz yerlerdir.”

“Öyküler olmazsa ne kentler, ne limanlar, ne evler, ne de sokaklar hiçbir şey olamıyor.”

Prost planı ve kentin planı

Geçmiş bize sadece öyküleriye dokunursa eğer içimizde bir yer edebilir diyen Soysal’a göre, buluntular tek başına sadece birer envanter bilgisi. İnsanı asıl ilgilendirense o tarihi buluntunun ardındaki öykü:

“Kentin herşeyini biçimlendiren, bugününü kuran 1950’li yıllar” diyor Soysal, “bu yüzden Türkiye ve İstanbul için çok önemli yıllardır. Ve ardından Prost Planını anlatıyor. Prost planı, 1950li yıllarda  cumhuriyetin İstanbul’a geri dönüşünü belgelendiren geniş kapsamlı bir çalışma. Kısacası kentin şehircilik planının yapılması.”

Kente dair sorular sormak…

Soysal, Henry Prost’un, 20 yıl çalıştıktan sonra kentin son 15 yılda imha edilen bütün temel alanlarını oluşturduğunu söylüyor. Bir diğer deyiş ile Prost; Taksim, Beyazıt Meydanı, Karaköy gibi kentin temelini oluşturması planlanan ve büyürken kesinlikle bozulmaması gereken alanları tanımlayan bir plan yaptı. Yazar, gazetecinin İstanbul’a bakarken bu türden temel kent planlarına dikkat etmesi gerektiğini söylüyor.

Mine Soysal, iyi haberciliğin araştırmaktan ve soruları kime, nasıl soracağınızı iyi bilmekten geçtiğini belirtiyor. Çok soru sormak gerekir ama bunun içinde gereken şey merak etmek ve düşünmektir diyor. Soysal sözlerini, “Biriktirmenin önemi habercilikte büyük. Çünkü iyi soru sormanın temelinde biriktirmek vardır. Kent alanlarını kullanmanın haberciliği etkilediğinden, gezip görerek bunları arşivlemek gerektiğini söyleyerek destekliyor.

Beyoğlu, Beyoğlu…

Soysal, gazeteci adaylarına bir habercinin İstanbul’da üzerinde durması gereken meselenin, bugün Beyoğlu ve Taksim’deki çalışmalar olduğunu söylüyor. Soysal, devam eden bu çalışmaları “Beyoğlu’nun imhası” olarak tanımlıyor. Genç gazetecileri ise Beyoğlu’ndaki bu müdahaleyi inceleyip araştırmaya davet ediyor:

“Bu mesele araştırılıp paylaşılmalıdır. Ulaştığımız bilgiler ise neye, nasıl yaklaşım gösterceğimizi gösterir. Herkese bir rehber olur.”

Comments

comments

Etiketler
Yazan

sevvalulgunn@gmail.com

Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü 2. Sınıf öğrencisi.

Yorum yok

Sorry, the comment form is closed at this time.