HomeHaberlerÖnce vatandaşa, sonra hocalarımıza sorduk: Feminizm nedir?

Önce vatandaşa, sonra hocalarımıza sorduk: Feminizm nedir?

Enes AYDEMİR / Yeliz KOCATÜRK 

Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi tarafından her yıl gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması 2017’nin sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre kadınların yüzde 43’ü, erkeklerin yüzde 45’i feminizmin ne olduğunu bilmiyor. Kadınların yüzde 54’ü, erkeklerin yüzde 60’ı ise feminizmin kadın üstünlüğünü savunduğunu düşünüyor.

Biz de kamera ve mikrofonu alarak sokağa çıktık ve vatandaşlara ‘Feminizm nedir?’ diye sorduk. Sonra okula dönüp konunun uzmanları (ve yukarıdaki araştırmanın mimarlarından) Kadir Has Üniversitesi hocalarımız Doç. Dr. Mary Lou O’Neil ve Yard. Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu’na -tanımla ilgili kafa karışıklıkları başta olmak üzere- röportaj sonrası sayıca daha da artan ‘feminizm sorularımızı’ yönelttik. Günün sonunda elimizde ‘algılanan’ ile ”gerçek’ arasındaki kontrast kaldı.

 

‘ERKEKTEN ÇOK İYİ FEMİNİST OLUR’

Aslı hocam. Bugün çokça sorduk, bir kez de size soralım: Feminizm nedir?

Feminizm kadın üstünlüğünü savunur grubunun feminizmi yanlış tanıdığını söyleyebilirim. Feminizm hiçbir zaman kadınlar erkeklerden farklıdırlar ve üstündürler demek değildir. Feminist illa kadın olmalıdır mantığı da sınırlayıcı ve sorunlu; insanlık üzerinden eşitliği savunan, kadın erkek fark etmez, herkes feministtir. O yüzden erkekten de çok iyi feminist olur. Feminist kadınlar erkeklerden nefret etmezler. Feminizm bir erkek nefreti savunuculuğu değil, kadın erkek eşitliği savunuculuğudur. Feminist kadınların da lezbiyenlikle alakaları olup olmamaları da kendi seçimlerine aittir, bir fazlalığı eksikliği gerekliliği gibi şeylere girmeye hiçbir zaman gerek yoktur.

asli_carkoglu

Yard. Doç. Dr. Aslı ÇARKOĞLU

Röportajımızda çoğu insanın feminizmi bilmediği ya da yanlış anladığı sonucuna vardık. Kadın ve erkek eşitliğini savunan insanlar bile kendilerini feminist olarak tanımlamadıklarını belittiler. Feminizmi kadını üstün gören ve erkek düşmanı bir ideoloji olarak görenler çoğunlukta.

Türkiye’de kelimenin tanırlılığının epey sınırlı olduğuyla başlamak lazım. Bu bir sorun mu? Çok da değil, -izm’leri bilmek herkesin işi değil sonuçta. Ama ondan sonra ‘8 Mart’ta feministler sokakta’ gibi haberlerin halk tarafından nasıl yorumlandığına bakacaksak eğer, ve 8 Mart’ta sokağa çıkmış olan feministlere yapılan müdahalelerden bahsedildiğinde halkın kime ne yapıldığı ya da o insanların neden orada olduğunu algılamaları açısından bakarsak sorun olmaya başlar tabi. Feminizme karşı tutumlarını da soruyoruz mesela araştırmada; birincisi bizim genel kabul ettiğimiz tanımı. Kadınlar ve erkekler kategorileri üzerinden düşündüğünüzde 2 opsiyon var. “Kadınlar ve erkekler vardır; farklıdırlar ve eşittirler” diyebilirsin. “Kadınlar ve erkekler yoktur; herkes insandır” diyebilirsin. Veya 3. opsiyon olarak “Kadınlar ve erkekler vardır; birbirlerinden üstünlük hiyerarşisinde farklıdırlar” diyebilirsin ki 3. grup asıl problematik olan oluyor. Bana nerede olduğumu şahsen sorarsan ben farklılığının yadsınmaması gerektiğini, yani kadın ve erkeğin aynı şey olduğunu illa düşünmemiz gerekmediğini düşünüyorum. Farklı olabilirler ama yani sarışınlar ve esmerler de var, uzun boylular ve kısa boylular da var. Farklılıklar çok fazla. Kadın ve erkek olmak da sadece bunlardan biri olarak; insan hakları açısından eşittirler üzerinden bakmanın feminizm olduğunu düşünüyorum.

Feminizm neden bu kadar yanlış anlaşılıyor?

Çünkü birtakım stereotipler var ve o stereotipler de masum değiller. Toplumdaki kadın erkek eşitsizliğinin yaratılması bunun bir gereği ve birilerinin işine yararlılığı var. İşine yarayan grubun da bu işe yararlılığın devam etmesi için bazı fikirleri daha ön plana atma gibi bir çıkarı var. Çünkü feminizm sadece eşitliği savunuyor derseniz kimse buna itiraz etmez ama bu durum hegemonik grubun işine gelmez. Erkek üstünlüğünü savunmanın hep bir çıkarı vardır. Ekonomik de sosyal de, her türlü alanda çıkarı vardır. Ve bu çıkarı korumak için bu gruplar feminizmin adını kirletmek ve onu yanlış anlaşılır hale getirmek için çok ciddi uğraş verirler. Feministler erkeklerden nefret ederler, lezbiyendirler, çirkindirler, kadın üstünlüğünü savunurlar gibi şeyleri söylediğiniz zaman, kadınlar arasında dahi, aslında kendi eşitliğinden hiç şüphesi olmayan ve bunun savunulması gereken bir şey olduğunu düşünen pek çok kadının feminizmle kendini özdeşleştirmesini ve birleşerek bir güç olarak talepte bulunma ihtimallerini azaltmış bulunuyoruz.

feminizmtutumları

 

Erkeklerin eşitsizlikten aldıkları zararlar nelerdir?

Çok ciddi zarar görüyorlar aslında. İki taraf için de aslında elverişli bir ortam sağlıyoruz. Erkekler üzerinde de bir sürü bir yük var. Erkeklik de kolay bir şey değil. Evet, kadınlığa göre daha rahat gibi düşünülse de aslında erkeklik, hele ki bizimki kadar maskülen bir toplumda hiç kolay bir iş değil. Çünkü o gücü elde tutmak için devamlı bir şey yapması bekleniyor erkeklerin. Mesela ev geçindirmesi bekleniyor. İlla erkek kazansın. O yüzden eşini evde oturtan erkek daha güçlü, daha “erkek”, eşinin çalışma durumunda kalması durumunda kalan erkek ezilen büzülen erkek olmaya başlıyor. Evet, erkekler erkekliklerini savunarak ev işlerinden yırtabiliyor ama dünya işlerinden yırtamıyor. Bütün onların sorumluluğu ve yükümlülüğü onların üzerine yıkılmış. Aslında böyle bir şey yok, herkes dertleniyor insan olma yükü üzerinden. Ve eşit dağıttığımız zaman bu yükü, aslında dertler ve güçten öte, sorumluluklar da eşit paylaşılmaya başlanıyor ve herkes için daha eşit bir ortam oluyor.

Kadının ve erkeğin eşit olmadığını söyleyenler için en büyük gerekçelerden biri erkeğin kadından fiziksel olarak daha güçlü olması. Kadınlar için en uygun meslekleri sorduğumuzda, kadınların güç gerektiren işler yapamayacakları cevabını aldık. Genelde insanlar kadınlar için ev işleri ve ofiste masa başı işleri uygun görüyorlar. Bu konuda sizin fikriniz nedir?

Erkekler arasında da kas gücü çok fazla olmayanlar var ve onlar nasıl o işleri yapıyor ya da yapmıyorlarsa; kadınların da o işleri yapıp yapmamasını aynı kriterlerde değerlendirsek olmuyor mu? Kadınlar arasında kas gücü dağılımıyla, erkekler arasındaki kas gücü dağılımı her zaman için anlamlı şekilde birbirlerinden farklı değil. Birçok kadın var ki birçok erkekten daha güçlü kuvvetli; birçok erkek var ki birçok kadından daha az güçlü kuvvetli. O yüzden de böyle bir ayrım yapıp erkek işi kadın işi diye ayırdığımızda aslında o işler aslında sadece kas gücü kullanıyorsa, o işi yapabilecek insan potansiyelimizi %50 azaltıyoruz. Çünkü kadınların arasında da o işi yapabilecek güce sahip olanları kategorik olarak işin dışına atmış oluyoruz. Bu işin fiziksel tarafı. Bir diğer, bence daha da önemli olan, nokta şu, aslında hiç kas gücüyle alakası olmayan bir sürü şeyi de kategorize ediyoruz ve bu kategorizasyon üzerinden insanların bir kısmına bir kısmını yapabilir, edebilir, görünebilir kılarken, diğer gruba kategorik olarak bunu yapamazsın diyoruz. Niye? Çünkü sen böyle doğdun diyoruz. Yani ülke yönetimi ne tip bir kas gücü gerektiriyor şu dünyada? Veya şu anda çok para yapan işlerde çalışmak ne kadar kas gücüyle belirleniyor? Bunların hiçbirinde kas gücü gerekliliği yok. Ama biz ısrarla bu tip görevlerde erkekleri daha yetkin görüyoruz.

 

mary_lou

Doç. Dr. Mary Lou O’NEIL ŞİMŞEK

‘FEMİNİNİZMİ ANLATMAK KONUSUNDA İYİ BİR İŞ BAŞARMADIK’

Mary Lou hocam size de sormak istiyoruz. Feminizmin kısa bir tanımını yapabilir misiniz?

Feminizm cinsiyet baskısına, bireylerin cinsiyet kullanılarak ayrılmasına veya bir bireyin diğerinin üstünde tutulmasına karşı bir politik harekettir. Bu kadar basit. Cinsiyetçi, cinsiyet temelli baskılamaya karşı savaştır.

Bence birçok insan feminizmi yanlış anlıyor. Kadınların erkeklerden daha üstün olmaya çalıştıklarını düşünüyorlar. Ben bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Kadınlar hakları için, toplumda eşit bir yer kazanmak için ve cinsiyetçi baskıyı bitirmek için savaşıyorlar. Sadece kızgın kadınlar değil bunlar. Hem kadınların hem erkeklerin cinsiyet temelli baskılamayı bitirmeye çalışması [-dır feminizm].

Neden feminizm bu kadar yanlış anlaşılıyor?

Bence bunun birkaç sebebi var. Kesinlikle bunlardan biri biz feministler kendilerimizi tanıtmak ve feminizmin ne olduğunu açıklığa kavuşturmak konusunda iyi bir iş yapmadık. Ve bence kadınların protesto etmesi, kendileri için savaşması ve erkeklerin bunları yapan kadınları desteklemesi birçok insanı korkutuyor. Bu insanların taleplerini ciddiye almak ve onları desteklemektense yok saymak, onlara çirkin demek, isimler takmak daha kolay.

Bu geleneksel rolleri yıkmak için neler yapabiliriz?

Geleneksel roller erkekleri de kapsıyor. Erkekler ve kadınlar geleneksel rolleri içinde kapana kısılmış durumda. Farklı bir şey yapmak onlar için çok zor. Erkekler duygusallıktan çok uzakta tutuluyor, onlara asla ağlamamsı gerektiği öğretiliyor ki bu psikolojik açıdan berbat bir şey. Erkeklere çocuklarıyla fazla ilgilenmemesi gerektiği öğretiliyor. Bu çocuk için de erkek için de iyi değil. Kadınlara ise sadece çocuklarıyla ilgilenmesi gerektiği öğretiliyor. Peki ya onların diğer hayalleri ve umutları? Gerçekten maskülenliği ve feminenliği tekrar düşünmemiz gerekiyor. Tekrar düşünmek ve iki tarafı dengelemek hepimizin için daha iyi olur.


Khas Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması’nın sonuçlarına buradan ulaşabilirsiniz.

Comments

comments

Yorum yok

Sorry, the comment form is closed at this time.