RSF raporu yayımlandı: Bir yılda 67 medya çalışanı öldürüldü, 503’ü hâlâ tutuklu
Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü, 1 Aralık 2024’ten bu yana 67 medya çalışanının mesleği nedeniyle öldürüldüğünü açıkladı. Öldürülen gazetecilerin yüzde 43’ü Gazze’de İsrail’in soykırmını belgelerken hayatını kaybetti. Dünyada hâlâ 47 ülkede 503 gazeteci tutuklu. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), son 12 ayda gazetecilere yönelik şiddetin artarak devam ettiğini açıkladı. Raporda RSF, 1 Aralık 2024’ten bu yana 67 medya çalışanının mesleği nedeniyle öldürüldüğünü bildirdi. Bu ölümlerin en az 53’ü doğrudan savaşlar veya organize suç şebekeleriyle bağlantılı. Öldürülen gazetecilerin yüzde 79’u silahlı kuvvetler, paramiliter gruplar veya suç örgütleri tarafından hedef alındı. RSF, gazetecilerin çatışmalarda “istenmeyen tanıklar” veya “pazarlık kozları” olarak görüldüğünü vurguladı.
İsrail ordusu gazetecileri hedef alıyor: Ölümlerin yüzde 43’ü Gazze’de
RSF raporuna göre İsrail ordusunun son bir yılda gazetecilere karşı işlenen suçların yüzde 43’ünden sorumlu olduğu belirtildi. Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusunun yaklaşık 220 gazeteciyi öldürdüğü, bunlardan en az 65’inin görevi başındayken veya mesleği nedeniyle hedef alınarak öldürüldüğü kaydedildi. Ukrayna’da ise Rus ordusunun hem yabancı hem de Ukraynalı muhabirleri hedef almaya devam ettiği, Sudan’ın da gazeteciler için tehlikeli bir çatışma bölgesi olduğu aktarıldı.
Türkiye’de 20’den fazla gazeteci hapse girdi
RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Türkiye’de 2025’te aralarında Fatih Altaylı ve Merdan Yanardağ’ın da bulunduğu 20’yi aşkın gazeteci ve çizerin hapse girdiğini, bunlardan üçünün halen tutuklu olduğunu belirtti. Raporda, Türkiye’de gazetecileri özgürlükten yoksun bırakan uygulamalara ev hapsinin de eklendiği vurgulandı. Üç gazetecinin ev hapsiyle cezalandırıldığı, onlarca habercinin ise yurt dışına çıkış yasağı veya imza yükümlülüğü gibi adli kontrol şartları altında tutulduğu kaydedildi. Önderoğlu, Türkiye’deki tabloyu şöyle değerlendirdi: “Türkiye’de kronik gazeteci tutukluluğu, yılsonu rakamları yönünden birçok ülkeye göre belki çok dikkat çekmeyebilir. Ancak tedirgin edici bir faktör olarak mahpusluk sorununa, yılboyu kendini gösteren adli kontrol ve ev hapsi de eklenince, gazeteciyi fiziksel olarak da özgürlüğünden eden, hukuka aykırı ve yıldırma amaçlı siyasi pratiğin ne kadar yaygın olduğu daha rahat göz önüne getirilebilir. Kamuoyuna haber yetiştirenler daha fazla kriminalize edilemez”.
Gazeteciler için en tehlikeli ikinci ülke Meksika
Meksika’da 2025 yılında dokuz gazetecinin öldürüldüğü ve ülkenin gazeteciler için dünyanın en tehlikeli ikinci ülkesi olduğu belirtildi. Latin Amerika genelinin, dünyada öldürülen gazetecilerin yüzde 24’ünü oluşturduğu ifade edildi. Bu yıl öldürülen gazetecilerin büyük çoğunluğunun kendi ülkelerinde haber takibi yaparken hayatını kaybettiği bildirildi. Yurt dışında öldürülen iki gazetecinin ise Ukrayna’da Rus dron saldırısıyla öldürülen Fransız Antoni Lallican ve Honduras’ta öldürülen Salvadorlu Javier Hércules olduğu açıklandı.

Dünya genelinde kaç gazeteci hapiste?
RSF dünya genelinde 1 Aralık 2025 itibarıyla 503 gazetecinin hapiste olduğunu bildirdi. Çin, 121 gazeteci ile en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülke konumunda. Çin’i 48 gazeteci ile Rusya ve 47 gazeteci ile Myanmar takip ediyor. Rusya’nın 26 Ukraynalı gazeteciyi hapsederek en çok yabancı gazeteci tutan devlet olduğu, İsrail’in ise 20 Filistinli gazeteci ile bu alanda ikinci sırada yer aldığı kaydedildi.
Kayıp ve rehine gazeteciler
Rapora göre dünya genelinde 135 gazeteci kayıp. Suriye 37 kayıp gazeteci ile, Meksika ise 28 kayıp gazeteci ile listenin başında yer alıyor. Yemen’de Husilerin 2025’te 7 gazeteciyi rehin aldığı, dünya genelinde toplam 20 gazetecinin rehin tutulduğu bildirildi.
“Gazeteciler sadece ölmez, öldürülürler”
RSF Genel Direktörü Thibaut Bruttin raporla ilgili şunları söyledi: “Bu, gazetecilere duyulan nefretin sonudur.Medyayı eleştirmek tamamen meşrudur. Eleştiri, kamu yararı olan özgür basının hayatta kalmasını sağlayan bir değişim katalizörü olarak işlev görmelidir. Ancak bu, büyük ölçüde silahlı kuvvetlerin ve suç örgütlerinin taktikleri sonucu ortaya çıkan veya kasıtlı olarak körüklenen gazetecilere yönelik nefrete dönüşmemelidir. Bu suçların cezasız kalması bizi bu noktaya getiriyor: Muhabirler hakkında yanlış kanılara karşı dikkatli olmalıyız. Kimse gazetecilik uğruna hayatını feda etmez, hayatları ellerinden alınır; gazeteciler sadece ölmez, öldürülürler.”





